Kur'an
Ehlibeyt | Ehl-i Beyt | Ehli Beyt
Ehl-i Beyt

Ana Sayfa Kuran 25 Mart 2023 375 Görüntüleme

Kur’an-ı Kerim’in Toplanış Tarihi – 2

Hz. Peygamber’in (s.a.a) Kur’an’a Verdiği Önem


Emirü’l Müminin Hz. Ali (a.s), Hz. Resulullah’tan (s.a.a) şöyle nakleder: “Okuduğu Kur’an’ı hıfzeden kimseyi Allah cennete götürür. Ve ona, ateşin farz olduğu on yerde ailesine şefaat etme izni verilir.”[1]

Bu konuda birçok hadis naklolunmuştur. İsteyenler ilgili hadis kitaplarına başvurabilirler.[2]

Ubade b. Samit’ten şöyle nakledilmiştir: “Birisi (Medine’ye) hicret ettiğinde, Hz. Peygamber (s.a.a) Kur’an öğretmemiz için onu biz sahabelerden birine teslim ederdi. Hz. Resulullah’ın (s.a.a) mescidinde devamlı Kur’an tilavet edildiği için çok gürültü olurdu. Bu yüzden birbirlerini şaşırtmamaları için Hz. Resulullah (s.a.a) “Kur’an’ı yavaş sesle okumalarını” buyurdu.”[3]

Başka bir hadiste ise şöyle buyurulmaktadır: “Birisi Medine’ye hicret ettiği zaman Kur’an öğrenmesi için Hz. Peygamber (s.a.a) onu birinin yanına verirdi. Hz. Resulullah (s.a.a) hayattayken Kur’an hafızları çoğalmıştı. Hatta o dönemde onlardan 70 tanesi Bi’ri Maune’de (İslam düşmanları tarafından) öldürülmüştü”.[4]

Abdulkays’ın gönderdiği elçiler Hz. Peygamber’in (s.a.a) yanına geldiği zaman, Hz. Resulullah (s.a.a) Kur’an okumaları ve namazı öğrenmeleri için onların her birinin bir Müslümanın yanında kalmasını emretti. Aradan bir Cuma (bir hafta) geçtikten sonra Hz. Peygamber (s.a.a) onları (imtihan etmek için) çağırdı. Daha çok öğrenmeleri gerektiğini görünce, onları başkalarına teslim etti. Aradan bir Cuma daha geçtikten sonra, hepsi Kur’an karisi ve namaz meselelerine vakıf olmuşlardı.[5]

Yine tarih kitaplarında Hz. Resulullah’ın (s.a.a), Muaz ve Ebu Musa’yı Yemenlilere Kur’an öğretmeleri için gönderdiği yazılmaktadır.[6]

Başka bir yerde de şöyle naklolunmuştur: “Hicretten önce Hz. Resulullah (s.a.a) bu iş için Mus’ab b. Umeyr’i Medine’ye göndermişti. Mekke’nin fethinden sonra ise, Muaz’ı Mekke’ye gönderdi”.[7]

Bazıları İbn-i Mektum ve Mus’ab b. Umeyr’in Medine’ye gelip Kur’an öğretmeye koyulduklarını nakletmişlerdir.[8]

Bunlardan başka Hz. Resulullah’ın (s.a.a) sağlığında bir grup “Kâri”nin de meşhur olduklarını ve hatta halk onları “Kârı” sıfatıyla çağırdığını görmekteyiz. Hz. Resulullah’ın (s.a.a) döneminde birisi Ebu Derda’ya şöyle demişti: Ey Kariler! Sizlere ne oluyor; neden bizden daha korkaksınız; bir şey istendiğinde bizden daha cimrisiniz ve bir şey yediğinizde, lokmalarınız bizimkinden daha büyüktür?!”[9]

Görüldüğü gibi Bi’ri Maune öldürülenlere “Kariler” lakabı, Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) zamanında verilmişti.[10]

Hz. Resulullah’dan (s.a.a) naklolunan bir hadiste şöyle geçiyor: “Bu ümmetin münafıklarının çoğu Kari’lerdendir.”[11] Bunun sebebi, diğerlerine göre onların daha gururlu, kibirli ve riyalarının olmaları olabilir.

Başka bir hadiste ise Hz. Peygamber’in (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Derin hüzün kuyusundan Allah’a sığının.” Derin hüzün kuyusunun ne olduğu sorulduğunda, Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Cehennemin dibinde olan bir vadidir; cehennem(in kendisi) her gün 400 defa ondan Allah’a sığınır. Allah, bu vadiyi riyakâr kariler için hazırlamıştır”. [12] 

Yine nakle göre Müslümanlardan kim daha çok Kur’an’ı öğrenip; onu toplayan veya diğerlerinden daha çok onu okuyan kimsenin, onlar için namaz kılıp, emirlik edeceği Hz. Resulullah (s.a.a) tarafından kararlaştırılmıştı.”[13]

Kur’an’a önem vermek Hz. Peygamber’in (s.a.a) dönemine mahsus değildi. Hz. Resulullah’ın (s.a.a) irtihalinden sonra da Kur’an’a çok önem veriliyordu.

Ebu Ubeyde şöyle diyor: Halk her sabah İbn-i Mes’ud’un evine gelir ve o da onlardan yerlerine oturmalarını isterdi. Sonra Kur’an okuyanların arasında dolaşır ve “Falanca hangi suredesin?” diye sorar; o da cevap verirdi.[14]

Emirü’l Mu’minin Ali (a.s) da Kur’an öğretiyordu. Asım’ın Kur’an’ı öğrendiği Ebu Abdurrahman Selemi şöyle diyor: “ Ben Kur’an’ın hepsini Ali b. Ebi Talib’in huzurunda okudum.”[15]

Asım b. Küleyb şöyle diyor: “Ali (a.s) Kufe mescidinde iken bazılarının sesini işitti. Onların kim olduğunu sorduğunda, “Kur’an okuyup; onu öğrenenlerdir” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Onlar, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) en çok sevdiği insanlardandır”.[16]

Hz. Ali (a.s) Kur’an okuyanlara (Beytü’l-Maldan) ikişer bin dinar ayırırdı.[17]

Başka bir nakle göre Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: Müslüman olarak doğup, Kur’an okuyan herkese Beytü’l-Maldan yılda 200 dinar ayrılacaktır. İsteyen onu bu dünyada alır ve isteyen de ahirette.”[18]

Ebu Musa Eş’ari, Ömer b. Hattab’ın zamanında Kur’an’ı toplayan Basra karilerini çağırdığında, 300 kişi onun yanına geldiler.[19]

İbn-i Zenceveyh şöyle diyor: Ömer b. Hattab, yanında olan karilerin sayısını kendisine söylemesini Ebu Musa’dan istedi. O da yanında 300’ün üzerinde kari olduğunu söyledi.[20]

Sıffin savaşına yaklaşık 30 bin kârinin katıldığı nakledilmiştir.[21] Tabii ki bunların dışında da yine kariler vardı.

Elbette bu gibi istatistiklerde bir tür abartma görülmektedir. Hâkemiyeti ileri sürenlerin, mızraklara taktıkları Kur’an sayısının 500 olduğu söylenmiştir.

Mınkarî, onların arasındaki Kur’an’ların bu sayıdan daha çok olduğuna inanarak, mızraklara takılan 500 Kur’an’ın büyük Kur’an’lar olduğunu savunuyor.[22]

Üçüncü halife Osman’ın hilafetinin sonlarında ya da Hz. Ali’nin (a.s) hilafetinin sonlarında ölen Ebu Derda her zaman şöyle diyordu: “Yanımdaki Kur’an okuyanları saydığımda onların 1600’ün üzerinde olduğunu gördüm.”[23]

Abdurrahman b. Muhammed b. Eş’as kıyam ettiğinde ordusunda öncüler vardı. Bunlara “Öncü Kari”ler diyorlardı. Kumeyl b. Ziyad, Said b. Cübeyr, Abdurrahman b. Ebi Leyla vs. de onlardandı.[24]

Ebu Hilal-i Askeri şöyle diyor: “Kari ve fakihlerin çoğu kölelerdendi. Onların çoğu İbn-i Eş’as’la birlikte Haccac’ın aleyhine kıyam etmişlerdi.”[25]

Bütün bu hadisler Müslümanların Kur’an’a, Kur’an’ı ezberlemeye ve okumaya verdikleri önemi göstermektedirler.

————–

[1]- Mecmeü’l Beyan, c.1, s.16.

[2]- Mecmeü’l Beyan, c.1, s.16; Sahih-i Buhari, c.3, s.149; Müstedrekü’l Hâkim; Mecmeu’z-Zevaid, c.7, s.159-165; Hilyetü’l Evliya, c.4, s.194; et-Terğib vel-Terhib, c.2, s.342.

[3]- Menahilü’l İrfan, c.1, s.234 ve 308; Müsned-i Ahmed, c.5, s.324; el-Beyan (Hoî), s.274; Tarihu’l Kur’an (Sağir), s.80; Mehasin fi Ulumu’l Kur’an, s.121; Hayatu’s-Sahabe, c.3, s.260; Müstedreku’l Hukkam, c.3, s.356.

[4]- Kenzu’l Ummal, c.2, s.223; Menahilü’l İrfan, c.1, s.308 ve 235; Tarihu’l Kur’an (Zencani), s.40.

[5]- el-Müsennif (Sen’ani), c.9, s.201.

[6]- Hilyetu’l Evliya, c.1, s.256; Hayatu’s-Sahabe, c.3, s.221.

[7]- Menahilu’l İrfan, c.1, s.308; Ensabu’l Eşraf, c.1, s.243 ve 257.

[8]- Tabakat (İbn-i Saad), c.2, s.206.

[9]- Hilyetu’l Evliya, c.1, s.210; Hayatu’s-Sahabe, c.2, s.507.

[10]- Talayihu’l Hamiş, c.1, s.451; Hilyetü’l Evliya, c.1, s.123.

[11]- el-Faik, c.4, s.11.

[12]- Mecmeu’z-Zevaid, c.7, s.168.

[13]- Et-Tabakatu’l Kübra (Sadır Yayınevi), c.8, s.89; Ensabu’l Eşraf, c.1, s.264; Keşfu’l Estar, c.2, s.266 ve c.1, s.230; Mecmau’z-Zevaid, c.5, s.255 ve c.7, s.161 ve c.2, s.63.

[14]- el-Müsennef (Abdurrezzak), c.3, s.366; Mecmau’z-Zevaid, c.7, s.167; Hayatu’s-Sahabe, c.3, s.255.

[15]- el-Kün’ye vel-Elkab (Kummi), c.1, s.116.

[16]- Keşfu’l Estar (Müsnedu’l Bezar’dan nakletmiştir.) c.3, s.94; Mecmau’z-Zevaid, c.7, s.162.

[17]- Kenzu’l Ummal, c.2, s.219.

[18]- Kenzu’l Ummal, c.2, s.219; Hisal, c.2, s.602; Mec’mau’l Beyan, c.1, s.16; Vesailu’ş-Şia, c.4, s.838-839.

[19]- Sahih-i Müslim, c.3, s.100; Müşkülu’l A’sar, c.2, s.419; Hilyetu’l Evliya, c.1, s.257 ve 366; Kenzu’l Ummal, c.2, s.140-141.

[20]- Kenzu’l Ummal, c.2, s.183.

[21]- Sıffin (Menkari), s.188.

[22]- Sıffin, s.478; Murucu’z-Zeheb, c.2, s.390; Tarihu’l Kur’an (Ebyari), s.152.

[23]- Ensabu’l Eşraf (Mahmudi’nin araştırması), c.3, s.42.

[24]- Tarihu’l Umem ve’l Muluk (Taberi), c.6, s.350; el-Kamil fit-Tarih, c.4, s.472; el-Bidaye ve’n-Nihaye, c.9, s.42 ve 47.

[25]- el-Evail, c.2, s.62.

Kur'an Radyosu
Aşura Günü

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Ozakajans.com
Ana Sayfa WhatsApp Grup İletişim